Mahzenden Göklere

Just another WordPress.com weblog

Filistin’deki Gelişmeler

 Siyonist devlet Lübnan’da ağır darbe yedikten sonra Filistin’deki insanlık dışı saldırılarını yeniden şiddetlendirdi. Türkiye-Filistin Dostluk Grubu başkanı Sayın Hüseyin Tanrıverdi’nin yaptığı son açıklama ve verdiği bilgiler de bu gerçeği ortaya koyması açısından önemliydi. Şu var ki Lübnan savaşı esnasında Filistin’deki gelişmeler doğal olarak gölgede kaldı. Bu durum hâlen belli bir ölçüde devam etmekte ve Filistin’le ilgili bazı önemli gelişmeler dikkatlerden kaçmaktadır.

Bu sıralarda bir ulusal ittifak hükümeti oluşturulması çabaları var. Bu çabaların amacı Filistinlileri zorlayan sorunların en azından bazılarının çözümü için formüller üretmektir. Fakat siyonist devlet ve onun arkasında duran Amerikan emperyalizmi kesinlikle içinde İslâmî hareketin olacağı bir çözüm uygulamasına imkân verilmesini istemiyor. Bu yüzden bir ulusal ittifak hükümeti oluşturulmasını değil İslâmî hareketin tamamen devre dışı bırakılacağı, dolayısıyla halk iradesinin yansıtılmayacağı bir yönetim tarzına geçilmesini istiyorlar. Biz bunu tahminlerimize dayanarak söylemiyoruz. Özerk yönetim başkanı Mahmud Abbas’a son ABD gezisi esnasında telkin edilenler hakkında Arap medyasına yansıyan haberler emperyalizmin Filistin’le ilgili niyetlerini ortaya koymaktadır..

Bir yandan da işgalci siyonist güçler hem çözüm arayışlarının önünü kapatmak hem de mevcut yönetimin daha çok elini kolunu bağlamak amacıyla yeni eşkıyalık metotlarına başvuruyorlar.

Emperyalizm HAMAS’ın yönetime geçmesinden sonra Filistin halkına karşı ağır bir ambargo uygulaması başlattı. Bunun amacı HAMAS’ın elini kolunu bağlayarak yönetimde varlık göstermesini engellemek ve onu kendi isteğiyle çekilmeye zorlamaktı. Bu durumda halkın özgür iradesi de tamamen devre dışı bırakılmış olacaktı. Çağdaş haçlı zihniyetinin ve onun koruduğu siyonizmin demokrasi anlayışı buydu. Ama onların tüm baskılarına rağmen HAMAS çekilme kolaycılığını değil yönetimde kalıp çözüm arama yolunu yani işin zor tarafını seçti. Yürüttüğü yoğun çabalarla alternatif kaynaklar da buldu. Bu kaynaklar emperyalist ambargoyu etkisiz hale getirebilecekti. Bu kez emperyalist güçler ekonomik alandaki globalleşmenin kendilerine sağladığı imkânları kullanarak Arap dünyasındaki bankalara Filistin yönetimine taahhüt edilen yardımları transfer etmemeleri talimatları verdiler. Bu bankalara belli bir limitin üzerinde paraları Filistin tarafına transfer etmeleri durumunda uluslar arası alandaki tüm işlemlerinin bloke edileceği tehdidinde bulundular. Böyle bir tehdide kafa tutma cesareti gösteremeyen Arap bankaları da ne yazık ki transfer işlemlerini engellediler.

HAMAS hükümeti yine zor olanı seçerek çözüm arayışlarını sürdürdü. Bu kez küçük limitli kaynaklar bularak bunların, hükümet hesaplarına değil doğrudan ihtiyaç sahiplerinin hesaplarına havale edilmesi formülünü devreye soktu. Bu arada bankalar yoluyla değil başka kanallardan kaynak aktarımı yaparak ödenmeyen maaşları ödemeye çalıştı. Ayrıca önceki hükümetlerin dönemlerinde gerçekleştirilen yolsuzlukların, kaynak israfının, usül dışı kullanımların önüne geçerek içerideki imkânları da verimli kullanma yoluna gitti. Böylece ödenemeyen maaşların % 60 kadarı ödendi. Ne var ki buna rağmen birtakım fitne mekanizmaları yönetimi yıpratma amacıyla, bazı kesimlerin yaşanan zorlukları göz ardı ederek kargaşa çıkarmalarını sağlayabildiler.

İlginç olan bir şey de Türkiye’den bazı medya organlarının emperyalizmin ambargosunu, siyonist vahşeti görmezden gelip ortaya çıkan olumsuz tabloların tüm sorumluluğunu HAMAS’a yükleyerek uluslar arası güç odaklarının siyasi hesaplarına hizmet etmeleri ve onlarla aynı hedefi vurmalarıydı. Bu konudaki iddia ve yorumların tahlilini ayrıca yapacağız inşallah.

Siyonist işgal güçleri Filistinlilerin kendi problemlerini çözme çabalarının önüne yeni engeller çıkarmak ve Filistin halkını tam bir çıkmazın içine sürüklemek amacıyla dün (20 Eylül) yeni eşkıyalıklar gerçekleştirdiler. İşgalci askerler Batı Yaka’nın Cenin, Nablus ve Tulkerem şehirlerinde muhtelif banka şubelerine, sarraflara ve döviz bürolarına baskınlar düzenleyerek paralara, altınlara, bilgisayarlara ve resmi evraklara el koydular. Bu eşkıyalığın ana hedefi de Filistin yönetiminin limit düşürerek ihtiyaç sahiplerine havale yapılmasını sağlama formülünün işleyişini engellemektir. Ama bütün engellemelere rağmen Filistin halkının varlık mücadelesi sürecektir.

Eylül 21, 2006 - Yazan: stummdichter | Uncategorized | | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın